| |
Gebelik ve sinüzit
Kafa
kemikleri içinde bulunan, iç yüzeyi mukoza ile örtülü hava dolu boşluklara
sinus, bunların iltihabına ise sinuzit denir. Sinuzit, toplumda sık şikayet
nedeni olan baş ağrısının sebepleri arasındadır. Çoğunlukla ilaçlarla, bazı
durumlarda ise cerrahi müdahale ile tedavisi mümkündür.
Kafa kemikleri içinde dört çift sinus vardır. Birer çifti yanak kemiklerinde
ve alın kemiğinde, diğer iki çift ise kafa kemiklerinin daha iç kısımlarında
bulunur. Yanaklarda bunan sinusler piramit şeklindedir ve bir duvarı sert
damak ve bazı dişlerle ilişkili olduğu için önemlidir. Diğer sinusler,
çevrelerinden geçen kafa sinirleri ve göz etrafı ile yakın konumdadırlar. Bu
nedenle iltihaplanması halinde ciddi komplikasyonlara yol açabilirler.
Kafa kemiği içindeki bu hava dolu sinuslerin, konuşurken ses rezonansını
sağlamak, solunan havanın akciğerler için uygun hale gelmesine yardımcı
olmak (havayı ısıtmak, soğutmak, nemlendirmek, temizlemek), kafatasının
ağırlığını azaltmak, ani burun içi basınç artışlarında tampon görevi görmek
gibi görevleri vardır.
SİNUZİT NASIL OLUŞUR?
Sinuslerin normal fonksiyonunu görebilmesi için havalanması ve içindeki
mukusun (sümüksü maddenin) düzenli olarak atılması-değiştirilmesi gerekir.
Sinuslerin içi, solunum yolunu döşeyen hareketli kirpiksi uzantılı
hücrelerden oluşan epitel doku ve mukus üreten hücreler ile döşelidir.
Epitelin üzerini ise mukus tabakası örter. Sinusler bir delikle burun iç-yan
duvarına açılırlar. Hareketli kirpiksi uzantılar, üzerlerini örten mukus
tabakasını hep aynı yöne hareketleriyle iterler. Hareket yönleri ise
sinuslerin burun yan duvarına açılan deliğe doğrudur. Bu şekilde sinuslerin
içi mukus ile dolmaktan kurtulmuş ve temizlenmiş olur.
Şayet sinus çıkışını tıkayan bir hadise, mukusun yapısında bozulma veya
kirpiksi uzantıların hareketini engelleyen bir durum hasıl olursa,
sinusların boşalması ve havalanması zorlaşır. Oksijensiz kalan ortamda
kirpiksi uzantılar ve epitel hasar görür. Mukusun atılışı bozulur. Ortamın
asiditesi değişir, mukus koyulaşır. Böylece mikropların kolayca
yerleşebileceği bir ortam oluşur ve iltihap gelişir.
İltihap ve ödem ile sinus mukozası daha da kalınlaşarak sinus çıkış
deliğinin tıkanıklığını artırır. Tıkanıklığın artışıyla birlikte kısır döngü
devam eder. Tedavinin yapılabilmesi için bu kısır döngünün kırılması
gerekir.
Kısır döngüyü başlatabilecek veya oluşumuna katkıda bulunabilecek bazı
durumlar şunlardır: Alerjik rinit, astım, kirpiksi çıkıntıların aktivitesini
zedeleyebilecek soğuk ve kuru hava, bağışıklık sistemi bozuklukları, burun
polipi vb...
SİNUZİTİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Başa ğrısı: Genellikle yüz bölgesinde, burun köküne yakın bölgelerde ve göz
çevresinde yoğunlaşır. Ağrı, etkilenen sinusün bulunduğu bölgeye göre
yerleşim gösterebilir.
Burun tıkanıklığı: Hasta, sinuzit nedeniyle veya sinuzitin altında yatan
sebep dolayısıyla burun tıkanıklığından yakınır.
Burun ve geniz akıntısı: Alerjik durumlarda su gibi beyaz burun akıntısı
mevcutken, olaya bakterilerin eklenmesiyle sarı yeşil, koyu kıvamda
burun-geniz akıntısı oluşur.
Ayrıca koku alamamak, ağız kokusu, ateş olabilir. Geniz akıntısının boğazda
yaptığı tahrişle öksürük, boğazda yanma hissedilebilir.
Altta yatan alerjik bir hastalık varsa, burunda kasıntı, gözlerde sulanma
olabilir. Özellikle çocukların geceleri ağzı açık uyumaları, horlamaları
sinuzitin habercisi olabilir.
SİNUZİTİN TÜRLERİ
Akut Sinuzit: Belirtilerin 8 haftadan kısa sürdüğü sinuzit biçimidir.
Başlıca belirtisi ağrıdır. Burun tıkanıklığı-akıntısı, ateş, koku almada
bozukluk görülebilir. Genellikle virüsler olayı başlatır ve iltihap
oluşumuyla sinus çıkış deliği tıkanır ve bakterilerin yerleşimi için uygun
ortam oluşur. Akut sinuzit genellikle ilaç tedavisi ile iyileşir ve kalıcı
mukoza hasarı bırakmaz.
Kronik Sinuzit: 8 haftadan uzun süren belirtilerin olduğu sinuzit biçimidir.
Belirtileri akut sinuzitten daha hafiftir. Uzun süreli öksürük ve
geniz-burun akıntısı şikayetler arasındadır. İlaç tedavisine rağmen mukozal
değişiklikler normale dönmez.
TANI NASIL KONUR?
Hastanın anlattığı belirtiler, titiz muayene ve radyolojik bulgular ile
hastalığın tanısı konur.
Direkt kafa röntgeni tanıyı doğrular, fakat tek başına sinuzitin olmadığı
sonucunu vermez. Tedavinin takibinde faydalı olabilir. Burun endoskopisi,
burun içinin ışıklı aygıtlarla direkt olarak görülebildiği bir yöntemdir.
Bugün sinuzit tanısında en değerli radyolojik yöntem ise bilgisayarlı
tomografidir.
TEDAVİ
Sinuzit tedavisinde öncelikle altta yatan sebebi ortadan kaldırmak gerekir.
Ortam kuru ise nemlendirmek yardımcı olabilir.
Enfeksiyonun kontrolü amacıyla en az 10 gün uygun antibiyotik kullanılır.
Mukoza ödemini azaltıp kısır döngüyü kırmak amacıyla dekanjestan adı verilen
burun sprey veya damlaları kullanılabilir. Ancak bunlar uzun süreli
kullanıldığında şikayetlerin geri dönmesine neden olurlar. Bu nedenle 5
günden fazla kullanılmamalıdırlar. Ayrıca cerrahi gereken durumlarda bugün
endoskopik girişimlerle başarılı sonuçlar alınabilmektedir.
Sinuzit tedavi edilmediği takdirde, iltihap çevre dokulara ve hatta beyin
içine yayılabilir. Özellikle göz çevresiyle yakın ilişki içindeki sinuslerin
iltihabında, aradaki kemik dokuların zedelenmesiyle, göz çevresinde ödem,
gözün ileri itilmesi, göz hareketlerinde kısıtlılık, görme kaybı oluşabilir.
İltihabın gerek kan, gerekse direkt yayılımıyla beyine ulaşması, beyin
apsesi, beyin dış zarlarında apse, menenjit gibi çok ciddi sorunlar
doğurabilir.
Böylesi ciddi rahatsızlıklara meydan vermemek için sinuzitin tedavisi
geciktirilmemelidir.
Gebelikte sinüzit tedavisi tapılırken mutlaka gebelikte kullanılması uygun
olan ilaç tedavisi seçimleri ve kadın hastalıkları ve doğum hekiminin
önerileri de dikkate alınması gerekir
|
|