| |
Ses
Ses çoğumuzun sandığından
çok daha önemlidir. Nixon, bir konuşma metnini okumakla teypten dinleme
arasındaki bayat farkı anlamıştı. Biz gazel bir sesin farkına varmayız,
çünkü böyle bir ses amaçlanan işi dikkati çekmeden yaptırır. Ancak ses
etkisiz olduğu zaman onu hemen fark ederiz. Bazı insanlar sesleriyle para
kazanır. Mel Blanc, Wamer Brothersm çizgi filmlerini seslendiren aktör. Bazı
aktörlerin reklamlarda kullanılan çok etkili sesleri vardır. Paul Burke,
William Conrad, James Garner ve David Janssen sık sık; TV reklamlarında
duyulur veya bizzat görünür. Bu kadar dinlenmelerinin nedeni, duygularını en
önemli göstergesi olan sesi çok iyi kullanmalarıdır.
Duygulardan başka, ses yalan söylediğimizi de gösterir. Mucit Allen Bell,
insanların seslerini analiz ederek gerçek mi, yoksa yalan mı söylediğini
saptayan bir aygıt yapmıştır. Poligrafın aksine, aygıtın insan vücuduna
takılmasına gerek yoktur. TV yayınlarını, teypleri, telefon konuşmalarını da
analiz edebilmektedir. Psikolojik gerilim ölçer (psychological stress
evaluator PSE) diye adlandırılan bu alet, seste, insan kulağı tarafından
algılanmayan titremeleri ölçmektedir. Ses saniyede 8 ile 14 devir arasında
bir hızla titreşir. Bir insan gerçeği söylediği zaman, sesi kontrol eden
kaslar rahat. tır ve belirli bir düzen gösterir. Yalan söylediği zaman
yaşadığı zorlanma, doğal olmayan bir gerilim yaratır ve düzen değişir. Bu
işlem üzerinde kontrolümüz yoktur. Bell, PSE yi önce TV deki Doğrucu Hangisi
programında (üç yarışmacı aynı kişi olduklarını iddia ederler. Amaç
hangisinin yalan söylemediğini anlamaktır) denedi. Bu deneyler sonucunda
PSE'nin yüzde 95 oranında doğruyu bulduğunu öne sürdü. Bir başka denemede üç
PSE operatörü, John Dean v.e John Mitchell in TV deki Watergate
haberlerindeki beyanatımı tahlil etti. Mitchell, bir kaç noktada gerilim
gösterdi. Örneğin, Richard Nixon un dinleme veya örtbas etme olaylarına
karıştığımı sanmadığımı söyledi. Dean ise hiçbir gerilim göstermedi.
Hepinizin bildiği gibi tarih Dean in doğru, Mitchell in yanlış olduğunu
gösterdi. Dale Carnegie, Söz Söyleme ve Kendine Güvenme kitabında şöyle der:
"Biz bu dünyada dört şeyle değerlendirilir ve sınıflandırılırız: Ne
yaptığımız, nasıl göründüğümüz, neyi nasıl söylediğimiz." "Nasıl
söyleyeceğinizi çalışarak geliştirebilirsiniz. Gırtlak kasları çalışarak
güçlendirilebilir ve ayarlanabilir.
 |
Ses kontrolü
Sesimizi kontrol etmeyi çok küçük yaşta öğreniriz. Yeni doğmuş bebekler
binlerce değişik ses çıkartabilir. Fakat altı aylıktan itibaren bu sesler
genellikle ana dillerinin sesleriyle sınırlanır. İngilizce de tahminen her
biri üç saniye süren 50 ses vardır. Bu sesler soluk, fonasyon, rezonans ve
telaffuzun birleşmesiyle oluşur.
Normal soluk, üç ila beş saniyede bir nefes alıp verilmesidir. Konuşmaya
niyetlendiğimiz zaman daha çabuk soluk alır, sonra kontrollü bir şekilde
soluk veririz. Nefesli sazlardan birini çalanlar , iyi bir nefes
kontrolünde diyaframın önemini bilir. Diyafram, göğüs boşluğu ile mide
arasında bulunan bir kastır. Genişlediğinde göğüs boşluğunda havaya daha
fazla yer açılır. Daraldığında havayı dışarı çıkmaya zorlar. Ses çıkarma (fonasyon)
için hava, nefes borusu ve gırtlaktan geçirilir. Adem elmasının olduğu
yerde bulunan bir çift ses teli. sesi oluşturur. Bu ses telleri dışarı
atılan hava ile titreşir. İnanılmaz karışıklıktaki bir takım kaslar , ses
tellerinin uzunluğunu, kütlesini, esnekliğini ve sertliğini değiştirerek
sesteki tını ve yükseklik farklılıklarını yaratır. Titreşen hava, rezonans
yaratmak için burun kanalından, boğaza ve ağız boşluğuna geçer. Bu bir
stereo sistemdeki hoparlör kutusunun görevini yapar. Burun kanalları ve
ağız boşlukları değişik büyüklükte ve biçimdedir. Bu boşlukların ve
geçitlerin büyüklük ve biçimleri sesi değiştirmek için ayarlanabilir.
Konuşma sürecindeki son adım telaffuzdur. Siz her ses için dilimizi,
dişlerimizi, dudaklarımızı uygun şekilde biçimlendirerek telaffuz ederiz.
Eğer sözcükleri yanlış telaffuz ediyorsak bu durum sadece siiiü1zemenin
yanlış kullanılmasından ileri gelir. Şarkı söylemenin yararlarından biri
insanlara sesleri daha özenle telaffuz etmeyi öğretmesidir. Böylece
dinleyici şarkıların sözlerini anlayabilir. Bu disiplin günlük
konuşmalarda da sürdürülebilir. Dale Carnegie, Amerika da fena halde
parasız kalan bir hintlinin hikayesini anlatır. Adam tek giyeceği olan
eski elbisesini ve yırtık ayakkabıları giyerek bir iş görüşmesine gider.
Görüşmeci, adamın dili kullanmadaki ustalığına hayran kalır. Sefil
görünüşüne rağmen konuşması onu özel bir kişi haline getirmiştir.
Görüşmeci her ne kadar onu işe almazsa da, onun için bir arkadaşından
randevu alır. Sesinizi uygun bir şekilde kontrol ederek insanları
böylesine etkileyebilirsiniz. Önceleri eşim, her ağzımı açışımda ismimi
söylemekten başka bir şey yapmıyor gibi göründü. işyerimde bu "hizmet"ten
yoksun kaldığım halde, üç hafta içinde "şeylerden kurtulmayı başardım.
Daha sonra ortağımdan aynı çareyi ona uygulamama izin vermesini istedim.
Onun alışkanlığı benden daha köklü olmasına rağmen o da kendisini bir kaç
haftada .tedavi etti. iş arkadaşlarınızı ve müşterilerinizi. geri iletim
sisteminize katmaktan korkmayın. Şirketlerden çoğu kişinin şeycilerin
üzerine gittiğini gördüm. Kullanılan her "şey" sözcüğü için bir kutuya
para atma cezasına başvuruluşuna dahi rastladım. Bazı grupların bu
paralarla "şey" partisi düzenledikleri de oldu.Konuşmanızdaki anlamsız
sözcükleri azalttıktan sonra da, zaman zaman bunlara tekrar başvurup
vurmadığımıza dikkat edin. Eski bir sigara tiryakisinin kahveyle beraber
sigara araması gibi, siz de cümle içindeki boşlukları herhangi bir sesle
doldurmak isteyeceksiniz. Geri iletim ortağımızın herhangi bir
düzensizlikte sizi uyarmasını söyleyin.
|
 |
Sesin nitelikleri
Sesin ilk niteliği tonudur. Her ses belli bir tonda çıkar. Ses tonlarımız
değişik tip cümlelere göre değişir. Düz cümlelerin başı düşük, soru
cümlelerinin sonu düşük ses tonuyla biter. Sesimizin tonları dar veya
geniş iniş-çıkışlı olabilir. Örneğin, Clint Eastwood'un sesi monoton bir
çizgi izlerken radyodaki Great Gildersleeve oldukça değişik tonları
komiklik için kullanılır. Gergin ses boğaz daraltılarak çıkartılır ve
dinlenmesi zor bir sestir. Bir keresinde daha yüksek sesle konuşabilmek
için özellikle gergin ses tonu kullanan bir papaz dinledim. Vaazın onuncu
dakikasında boğazına bir gıcık yerleşiverdi. Gıcıklı sesiyle sürdürmeye
çalıştığı vaaz nedeniyle kendisini dinleyen tüm cemaate yavaş yavaş bir
öksürük manisi yayılmaya baş!adı. Vaazın sonuna doğru dinleyiciler adeta.
bilinçsiz öksürme ve gırtlak temizleme korosu oluşturmuştu. Papazsa, tam
aksine, onlar öksürdükçe daha yüksek sesle konuşmaya çalışıyordu. Ses
yüksekliği, sesin ikinci niteliğidir. Sözcüklere anlam kazandırmak için
ses yüksekliğini değiştirerek anlamı kontrol etmek açısından çok
yararlıdır. Yüksek ses çıkarmanın doğru yolu, o papaz gibi zorlanmak
değil, daha etkin olmaya çalışmaktır. Bu da diyaframı doğru kullanmakla
olur. Yüksek ses çıkarmak için ses tellerinizden fazla miktarda hava
geçirmek zorunda değilsiniz. Bu, özel sırlarını balona doldurmaya çalışan
biri gibi, sizi nefes nefese bırakır. Havayı ciğerlerinizden dışarı
diyaframınızla itmelisiniz. Okulda trompetle bir parça çalarken müzik
öğretmenim beni aniden dürterdi. Diyaframımı doğru kullanıyorsam hafifçe
yutkunurdum; eğer yanlış nefes alıyorsam garip bir ses çıkardı. İyi bir
nefes kontrolü yapıp yapmadığınızı anlamak için şu deneyi
uygulayabilirsiniz: Yüksek sesle konuşurken ağzınızı elinizle hafifçe
kapatın. Eğer sesiniz tamamen kesiliyorsa soluğunuzun yetmediği anlaşılır.
Sesiniz kısmen kesiliyorsa, diyaframınızı kullanış şekliniz doğrudur, bir
başka deneyse, ağzınızdan birkaç santim uzaktaki bir kibriti söndürmeden
yüksek sesle konuşmaktır. Sesin yüksekliği gırtlakla sağlanabilir. Bu
yöntemi geliştirirseniz, daha yüksek tonda, uzun süreli bir konuşma yapmak
için hazırlıklı sayılırsınız. Üçüncü ses niteliği rezonanstır, bu olmadan
ses genizden gelir. Rezonans kanallarınız üşütme veya iltihaplanmayla
tıkanabilir.En son ses niteliği ise tempodur. Hızlı veya yavaş, akıcı veya
aksak konuşabilirsiniz. İş hayatımızda hepimizin makineli tüfek gibi
konuştuğu zamanlar mutlaka olmuştur. En beğendiğim örneklerden biri, 1961
de çevrilen Bir, İki, Üç filminde oynayan James Cagnuydir. Duraklamalı
konuşma, konuşmaya tiyatro vari bir hava katar veya California
bilmecesindeki duraklama" gibi belli sözcükleri vurgular. İster düşünmek
için ister etki yaratmak için yapılsın, durak!amalar abartılırsa
konuşmanıza o!an ilgiyi dağıtabilir. Şirket içi eğitim seminerlerinde bir
yöneticinin yapacağı önemli bir konuşmayı (örneğin basın bülteni gibi)
yeniden daktiloya çeker ve en etkili ses kalıplarına böleriz.
Eski başkanlardan Carter, dinleyicilerinin dikkatini dağıtacak şekilde
cümlelerini olur olmaz yerlerde sık sık bölerdi. Tipik birkaç cümlesi
şöyleydi: "Amerikan halkının benim... yaptığım gibi bazı.,. lükslerden...
vazgeçmesi gereklidir. Örneğin, ben... Biny'i istediğim... kadar
göremiyorum." Başkan Carter'ın bir de, sesini cümle sonlarında azaltma
alışkanlığı vardı. Bu onun inandırıcılık ve doğruculuk izlenimini
bozuyordu. Ses seminerlerinde her öğrencinin anlattığı kısa kişisel öykü
teybe kaydedilir. Daha sonra bunlar tek tek grupla beraber tahlil edilir.
Bazı ses nitelikleri birden fazla yoruma açıktır. Örneğin, erkeğin yumuşak
sesi başka etkenlere de bağlı olarak zayıf ve efemine veya çok güçlü
olarak değerlendirilebilir. Marlon Brando, Baba filminde sakin ve kısık
bir ses kullanmıştı. Sadece güçlü ve saygın insanlar yumuşak ve yavaş
tempolu bir ses kullanmayı göze alabilir. Bunlar, ağızlarından çıkacak her
sözcük için karşılarındakileri bekletebilir.
|
Bir konuşmacı olarak ses niteliklerinizin yarattığınız
etkiye nasıl katkıda bulunduğunu anlarsanız kendinizi bu konuda geliştirmeye
baş!ayabilirsiniz. ilk adım, sesinizi banda almaktır. Ucuz bir teyp bu iş
için yeterlidir. Pek çok şirket bunları eğitim amacı ile kullanır. Teybinizi
açın ve onun varlığını hiç dikkate almadan olağan konuşmanızla sesinizi
kaydedin. Çoğumuz, sesimizi kaydetmekte olan bir teybin karşısında donup
kalırız. Uzun süren kasetlerden alın ve telefonda konuşurken veya yemek
yerken, yani teybin çalıştığını unutabileceğiniz zamanlarda kayıt yapın. Bir
tanıtmada veya bir toplantıda konuşma yaparken arkadaşlarınızdan birine
sesinizi kaydettirin. Önemli olan sesinizin doğal olarak kayda alınmasıdır.
Çoğumuzun sorunu ifade açıklandığından yoksun olmaktır. Sabit bir ses tonu
ile aynı tempoda konuşuruz. Her gün radyo ve TV de dinlediğimiz profesyonel
seslerden öğrenilecek çok şey vardır. Komedyen George Carlin, bütün
spikerlerin sanki aynı yayın okulundan çıkmış gibi olduklarını söyleyerek
şaka yapar.Konuşmalarının bu kadar birbirine benzemesinin nedeni etkili
konuşma teknikleri konusunda ustalaşmış olmalarıdır. Anlam taşıyan sesleri
çalışmayı en sevdiğim yer otomobilimdir. Bazı reklamları o kadar çok
dinlemişimdir ki ezbere bilirim ve sunucu ile aynını da söylerim. Eve
gelince, haberleri ve hava raporunu çocuklarıma profesyonel sunucu gibi
veririm. Sesinize, vücudunuzun herhangi bir kası gibi davranın. |
|