| |
Penis
Erkeklerin idrar ve üreme yollarının dışarıya açılmasını ve cinsel işlevi
sağlayan organıdır. Anatomik olarak penis, baş, gövde ve taban bölümlerinden
oluşan kemiksiz bir organdır.
Penisin dışını çevreleyen deri, ince, duyarlı ve esnektir. Bu gevşek deriyle
kaplı olan penisin büyük kısmı, süngersi doku ve kan damarları şebekesinden
oluşur. Cinsel uyarılma sırasında, bu dokuların kanla dolması sonucunda,
penis büyür ve sertleşir. Penisin içinde uzanan üretra dediğimiz kanal, hem
üreme hem idrar yollarının boşaltım kanalıdır ve penis başında ufak bir
delikle dışarı açılır.
Diğer bütün organlar gibi penis de kişiden kişiye farklılık gösteren boy ve
biçimde olabilir. Genellikle gevşek haldeyken 5-9 cm., sertleşmiş haldeyken
10-18 cm boyundadır. Renk ve biçiminde de değişiklikler olabilir, sağa veya
sola hafif eğrilikler gösterebilir.
Penis belki de üzerinde en çok durulan ve en fazla önemsenen organdır. Oysa
her organ gibi penisin de bir takım işlevleri vardır, bu işlevler
aracılığıyla kişiye zevk verebilir; çeşitli sorun ve rahatsızlıklara da
neden olabilir.
Ama hiçbir anatomik veya fizyolojik sorunu olmadan, kişide kaygı yaratan tek
organ kuşkusuz penistir.
Hemen her erkek yaşamının bir döneminde penisinin boyu veya işlevi ile
ilgili kaygılar yaşar. Gerçekte küçük penis olguları çok azdır, ama erkekler
daima başkalarının penislerinin kendilerininkinden büyük olduğunu ve bunun
ulaşılması gereken bir şey olduğunu düşünür. 'Penisim küçük' kaygısı yaşayan
erkeklerin büyük çoğunluğunun penisi normal boyda veya daha büyüktür.
Penisin sağa veya sola eğriliği de, abartılı ve boşaltım işlevini
engelleyecek boyutta olmadığı sürece normaldir. Ama birçok kişi bu eğriliğin
kendisine özgü bir sorun olduğunu düşünerek kaygılanır. Bütün bu kaygılar,
sertleşmiş durumdaki penisin, erkeklik gücünün göstergesi kabul edilmesinden
kaynaklanır.
Eski Yunan mitolojisinde, tanrısal bir yaratık olan Priapos´un kısa ve
çarpık bir bedeni ve neredeyse boyuna yakın ve yukarıya doğru kalkık duran
bir penisi vardır. Priapos, bağları, bahçeleri korur ve bereketi simgelerdi.
Efsaneye göre, güzelliği ile ünlü tanrıça Afrodit, tanrı Zeus ile
sevişmesinden doğan bu çirkin bebeği kimselere göstermemek için, kırlara
terk eder, Priapos'u çobanlar bulup büyütür ve erkekliğine tapınır olurlar.
Böylece sertleşmiş ve büyük penis efsanesi yüzyıllardır etkisini sürdürmüş,
penis hep erkeklik gücü ve bereket simgesi olarak önemsenmiştir.
Oysa bugünkü fizyolojik bilgilerimiz, penisin boyu ile işlevi ve üreme
yeteneği arasında hiçbir bağlantı olmadığını açıkça göstermektedir. Penisin
boyu ve biçimi ne olursa olsun, cinsel istek ve uyarılma olduğunda, herhangi
bir kaygı bu tepkiyi engellemezse, penis refleks olarak sertleşme ve büyüme
yanıtı verir. Üreme yeteneği ise bedende sperm üretilmesi süreci ile,
spermlerin yapısı, sayısı ve hareketliliği ile bağlantılıdır, penisin
buradaki tek işlevi spermlerin dışarı taşındığı üretra denilen kanalın
içinden geçiyor olmasıdır. Üstelik tıp dünyasında, penisin sürekli ve ağrılı
ereksiyonu (sertleşmesi) olan ve cerrahi müdahale ile düzeltilebilen bir
bozukluğa, Priapos´un penis biçiminden ve adından esinlenerek, Priapismus
adı verilmiştir.
Ancak bütün bu bilgiler, kişilerin gözünde penisin gerçek dışı önemini hiç
de azaltmamıştır. Aslında bu aşırı önemseme, bir çok kişinin cinsel işlev
bozukluğunun altında yatan nedeni oluşturur. Çünkü penisin sertleşme
refleksini bozan en önemli nedenlerden biri, penisin sertleşip
sertleşmeyeceği konusundaki kaygılardır.
Penis, boyu ve biçimi ne olursa olsun, cinsel uyaranlara duyarlı bir
organdır ve kişiye cinsel haz vermesi için sertleşmiş durumda olması bile
zorunlu değildir. Cinsellikle ilgili mitlerin etkisinden ne kadar uzaklaşır
ve güçle ilgili yersiz kaygılardan ne kadar arınırsak, cinsel
organlarımızdan da cinsellikten de o kadar çok haz alabiliriz.
Penis büyüklüğü
Penis eğriliği
Penis ağrısı - şişmesi |
|